Gidiyorum.
Başımda gam gözlerimde nem. Bütün hatıraları bırakıp geride, usulca çekip kapıyı ardımdan, alıp başımı gidiyorum buralardan. Şafak sökmeden, kimseler görmeden; yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum. Sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için, hoşça kal suyunda çimdiğim dere, kana kana içtiğim pınar. Say ki yaşamadım bu yerlerde. Nazlı çiçeklerini okşamadım baharın. Bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle, bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü, çekip gidiyorum buralardan.
Gidiyorum.
Bir bilinmeze doğru. Hem yol, hem yolcu olmaya. Acılarımla baş başa kalmaya gidiyorum. Bütün yıldızları takıp kanatlarıma, bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum. Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde... Gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya, bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum. Bütün borçlarımı ödedim, alacaklarımı erteledim. Artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime ne okuyacak bir şiirim. Gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi, bakmadan ardımdaki uçurumlara, alıp götürüyorum yüreğimdekileri de... hoşça kal usul boylum; güzel gözlüm hoşça kal ...
Başımda gam gözlerimde nem. Bütün hatıraları bırakıp geride, usulca çekip kapıyı ardımdan, alıp başımı gidiyorum buralardan. Şafak sökmeden, kimseler görmeden; yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum. Sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için, hoşça kal suyunda çimdiğim dere, kana kana içtiğim pınar. Say ki yaşamadım bu yerlerde. Nazlı çiçeklerini okşamadım baharın. Bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle, bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü, çekip gidiyorum buralardan.
Gidiyorum.
Bir bilinmeze doğru. Hem yol, hem yolcu olmaya. Acılarımla baş başa kalmaya gidiyorum. Bütün yıldızları takıp kanatlarıma, bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum. Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde... Gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya, bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum. Bütün borçlarımı ödedim, alacaklarımı erteledim. Artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime ne okuyacak bir şiirim. Gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi, bakmadan ardımdaki uçurumlara, alıp götürüyorum yüreğimdekileri de... hoşça kal usul boylum; güzel gözlüm hoşça kal ...
5 yorum:
Merhaba canım;
valla gerçekten çok da güzel yazıyormuşsun yaa. bence sakın gitme ve bırakma tamam mı yazmaya devam et. blogspotunu kapatma ve bizim yaptığımız gibi sen de wordpress ten falan bir adres al ve devam et..bloguna hemen girdim baktım face den yazdığını görünce adresi.öpüyorum seni canım. daha çok fazla güzel kelimen olduğuna eminim. sevgiler
gitme sevgili bacım gitme... özlemlerle dolu bir hayatta sadece bacım sen varsın
madem ki gidiyorsun git... gözlerin dururmu onlar da giderler.Bırak GİISİNLER........
sevgili Dara;umarım,kavafisin kent şiirine takılmaz gitme düşlerin.Gitmek mi zor kalmak mı ikileminin bilinci meşgul ettiği anda,sana olan inancımdan dolayı,seni her iki kararınıda bir şölene çevireceğinden eminim.Kalmanın dayanılmaz sıkıcılığı ile gitmenin düşsel ve serüvenci esrarengizliği arasında DARA düşme.Çünkü seni besleyen fikirsel damarları biliyorum.Eğer gitmekten bahsediyorsan bilirim ki kent artık o kent değildir,Ne yağmuru o eski yağmur,ne insanı o eski insan.Bir nevi güzel atlar ülkesi durumunun,sinekli pineklemeler diyarına dönüşmesi gibi.Bilirim ki ilişkiler hayat adına otomotaik şablonlara sığdırılmış,bir sözcük ayarlamasıdır.Oysa senin dünyanda sözcükler hep isyandadır,bilinç ise ayaklanmada.Gitmeye karar verdiğin kent ;adına etiketlenmiş kutsal algının altında yalanın gerçeği kovaladığı bir sahneye dönmüştür.Sevgili Dara,gitmek ve kalmak.Kavafis yeniden yazmalı.
Gitmek ve kalmak.Hangisinin daha zor olduğu sorunsalı üzerinde geliştirilen yaşam teorileri.Bazen Kavafis'in kent şiirinde ki gibi bir çaresizliği,bazen de bir kurtuluş reçetesi olarak karşımıza çıkıyor bu sorunsal.Bu ikilem Dara'nın huzurunda yepyeni bir anlam keşfine beni çıkartı.Eğer Dara gitmekten dem vuruyorsa kent artık o eski kent rkrdeğildir.Zihnimde canlanan güzel atlar ülkesinden,yitik bir sirke dönüşmenin öyküsüdür aynı zamanda.İnsanların o eski insanlar olmadığı,ilişkilerin sadece sözcüklerin afaki cazibesine sunulduğu,kutlu etiketlemeler kenti.Gitme fikriyatını ortaya çıkaran gündelik sıkıntı da burada gizli kanımca.Dara için gidilmesi gereken yer düşsel bir mutluluk durağı.Bu durak her nerde olursa olsun,şair abimiz Turgut UYAR'IN göğe bakma durağı da olsa;orada mutlu bir ıslıkla bulutları seyreden bir kara çocuk olacak.
Yorum Gönder