14 Temmuz 2009 Salı

Kıyamet günü hesabı...

Çözüyorum dudaklarımın mührünü; kusmak için tüm gizlide kalan beni ve seni zehirlemiş kelime oburluklarımı... Sen! Anlamadığımı iddia eden! Anlattıklarınla nice kanattığını, nice incittiğini anlayabildiğin gün; yeniden çık karşıma! Bu defa hesaplaşalım seninle kan kana, diş dişe, et ete...

Öyle ki parçalayayım etini bunca zamanın hıncını alırken... Öyle ki onulmaz yaralar açmak istiyorum! Geriye kalan zamanın içinse bir daha hata yapmaman için seni tutsak etmek istiyorum! Artık korkmalısın benden! Bir tanrıçanın gazabına uğradın ey aciz! Şimdi kuyruğunu kıstırdığın köşenden, savaş hazırlıklarımı izle bakalım! Duyuyor musun SÛR'un sesini... Kıyametinin mührü çatladı, gazabımın ve azabının seyrine toplanıyor iblis ve yoldaşları... Yıkıl şimdi hesap gününe dek huzurumdan!


Azzazel'in resti/kutlu kıyamet-tüm korkaklığıma rağmen- gülerim ancak korkmam bekleniyorsa benden babamın bayramı olan kıyametten… Kuyruğum kısmışken apış arama, en şehvetli anı müjdeler çalan davullar kulaklarıma...


Bilmez kutsallar... Bilmezler felaketimle eğlendiğimi... Bilmezler SUR'a üfleyenle dans ederken alacağım hastalıklı keyfi... Ve bilmezler meydan okuma nasıl da hoş bir türküdür benim çukurumda... Bilmez kutsallar ve üflerler ha bire... Korkutmaya çalışırlar kıyam günü etimin lime lime edileceğiyle... Yarasız yerim yok ki bu eğri büğrü bedende...


Kızdırın çeliklerinizi en insafsız ateşlerle... Bu olsa olsa tatlıdır, cehennemi ziyafete... Ve buradayım… En aciz en korkak halimle ben... Durmasın üfürsün üfüren en sülfürlü nefesiyle SUR'a...

Bilerim kanca burunlu kargımı... Dilimde savaş türküleri... Ve bekliyorum en iki büklüm halimle -dimdik- yaklaştırılmasını bir mızrak boyu güneşin... Ve unutur kutsallar yanmasını en iyi ben bilirim...


Bu bir savaş ilanıdır! Taraf olmayanlar bertaraf olsun bu sayfadan!

Bundan gayri gazabımın fermanıdır her kelime!!!


Toplanırken kara derili askerlerimin oluşturduğu ordular, meleklerin bihaber kahkahaları kabartır iştahımızı... Yazılsın o vakit! bu bir meydan okumadır... Ve yanmak varsa sonunda bu ne kutlu bir yanmadır!


SAVAŞ MEYDANIDIR BURASI! Şimdi çarpışacak olanlar kuşansınlar zırhlarını, bilesinler kılıçlarını, parlatsınlar miğferlerini! Elçilerin kellesi kollarında kalmış bak! Bu ne cürettir ki; tüm uzlaşma çabalarıma kelle mührü bastın? Bu nasıl bir deli cesareti, bu nasıl bir isyandır? Ölümüne bir çarpışma! Bakalım kimin kanı daha kırmızıdır... TİLİLİLİLİLİLİLİLİLİLİLİ.................


'DUM! DUM! DUM!' davulları türkümüzdür ve acıdır bize güç veren... Toplanın! Işıl ışıl irin damlayan kılıcımın altında….

Kan bürüyor gözlerimi kutsallardan korkmamak adına... tanrılar! toynakları altımda cehennem kanatlı atımın... bu cüret atadan kalma bende...

Ya yürüyeceğim bu meydandan valhala'ya... ya da kan olup boğacağım mabutları benle...


Taraf ve bertaraf olmak… Belli et safını adam!

Düşmanım hala o huzur veren kutsallığına…. tüm korkaklığımla…. yıkım temizleyecek tüm ışığını... siyah kanım yıkayacak bereketli topraklarını... toynaklı ayaklarım, kamburum, boynuzlarım ve kuyruğum...safım ne kadar belli olabilir daha...


Gönderdim elçiyi! Teslim et o halde biatına sebep kutsal hazineni...


Elçimin yolunu ACHİLLES kesmiş...kahraman olmak, kahraman ölmek isteyenler ne de çokmuş meğer...


Tüm ölü kahramanlarla eğleniriz biz bu çorak topraklarda... beyaz bir hare ve beyaz kanatlardır kahramanlık burada... Bende olmadığı için hiç hayıflanmadığım...

1 yorum:

çetin çeto dedi ki...

AXCİĞE

Düşlerinde vardım önceleri, minicik bir embriyondum, amorftum henüz, ellerinin arasında. Büyüttün beni içinde, besledin her gün ve gelmemi bekledin. Bense sessizce bekledim içinde büyümeyi, sorgulamadan düşlerini.
Hayatta bütün kaybettiklerimden ayrı tuttum seni, ruhumda bir "kutlu doğum" oldun, meali açık ve aşka uyanık.Zaman maviydi, buruktu, hasta bir ruhtu bazen. O zamanın içinde yürürken beni de aldın yanına, yüreğindeki masise oturtun. Geldim..Oturdum yüreğinin ABC'sine.Sanki bir kutsal kitabı okur gibi,çevirdim ve çevrildim sayfalarında.Dudaklarında dökülen her sözcük bir kuş oldu ve kondu dudaklarıma.Sözcüklerinden öptüm seni Axciğ.Sözcüklerinden. Kanatlarım her çağırdığında beni sana getirdi, çizdin hayalinde gülüşümü ruhuna, hiç gitmeyecekmiş gibi.
Hep buradayım Axcik. Seni dinlemek, anlamak ve biraz da sesin olmak için.Bana ses olurmusun