18 Haziran 2015 Perşembe

İSİMSİZ

Uzun zamandan sonra ilk defa rakıyla ve boş sayfalarla hasbihal etme fırsatım oldu. Yakıcı ve hatta kavurucu bir süreçteyim. Kendimi yapayalnız hissederken, rakıyla ilk arkadaş olduğum dönemleri hatırladım. Kıymetlilerim çok uzakta ve ben bu gece her yudumda yalnızlığımın doyulmaz tadına varıyorum –bayramdır, afiyet ola…

Kalabalıklar çok yordu beni, ölümüne yalnızlık gerek bu gece. Şerefe!

Ey yalnızlık;
Yaradanım, yoktan var  edenim, kutsal koruyucum, al kanatlarına beni ve uçur zamansız, gölgesiz diyarlara. Cümlelerimi eski vatanımda bırakmaya razı, karşında aciz bir kul olarak biat ediyorum sana. Benden başka yol yok, durak yok, mola yok! Savur beni sonsuzluğunda. Her bir zerrem senin kutsal varlığına tapınana dek döndür, incit, kanat beni. Tüm renklerimden arınmış, sade gri bir kadınım bu yolculukta. Her şeyin ortasındayım, kendi miladıma efendi olmaya aday… Beni değiştiren dönüştüren her bir kalıba inat, varlığımın mutlak sebebine, mutlak-ı ayn’a emanet et beni.


Gülüşlerim yalan, gözyaşlarım zahir. Kulluğumun tek sebebi mutsuzluk; fırtınalarında paramparça et zihnimi…